(0342) 671 4182

Tarihi

Nurdağı'nın ilk medeniyetlerin doğduğu Mezopotamya-Akdeniz arasında, Suriye Anadolu ve Cebeli Bereket-Adana ovasına geçen geçitler üzerinde bulunması tarih öncesi çağlardan beri [İlk Tunç Çağı- Orta Tunç Çağı- kalkeolatik (Bakırtaş) ] İnsan topluluklarının göçlerinin bu yoldan yapıldığı ve ticari büyük münasebetlerin bu yollardan temin edildiği, çevrede yapılan kazılardan anlaşılmaktadır.Nurdağı'nın 1929'dan öncesi olmasa da bağlı bulunan belde ve köylerinin tarihin en eski devirlerinden beri birçok medeniyetin eserlerini üzeride topladığı bilinmektedir.Hitit İmparatorluk Hanedanından bazı prensler çeşitli bölgelerde küçük krallık ve prenslik hanedanları kurmuşlardır. Bunlardan biri Kargamış (Carabulus) Hitit Krallığıdır. Asur ve Gerdanilerin işgali üzerine yönetim merkezi Fevzipaşa İstasyonu yakınındaki Zincirli (Sam'al) bölgesine kaymıştır. Sam'al Krallığının önemli merkezlerinden birisi de şu anda ilçemiz sınırları içerisinde bulunan Sakçagözü (Keferdiz) Beldesidir. Sam'al Krallığının Asurluların egemenliğini ne zaman kabul ettiğine ilişkin herhangi bir ipucuna rastlanılmamaktadır. Sam'al zincirli Karalı Barrakip (İÖ.732–725)'in Hiyoralif ile yazılmış bir mührü ile bir yazıtının ilçemize bağlı Karaburçlu köyü civarında bulunması ilçemiz tarihi açısından önemlidir.
Geç Hitit Kültürünün en güzel örnekleri Zincirli Höyükte ve Sakçagözü Coba Höyüğünde ortaya çıkarılmıştır. Çıkarılan eserler şu anda Gaziantep müzesinde koruma altındadır.
Osmaniye'nin Kadirli ilçesindeki Geç Hititlere ait Karahöyük ile zincirli höyüğünü birbirine bağlayan Aslanlı Beyi yolu da Nurdağı'nın Olucak Köyü civarından geçmektedir. Bu yolun kalıntıları halen mevcut olup ormanlar içinde günden güne yok olmaktadır.
1954 yılında İslâhiye’deki Geç Hititlerin durumunu incelemeye gelen İstanbul arkeoloji Enstitüsü uzmanları Aslanlı Bey yolunda ve höyüklerde çalışmalar yapmışlardır. Hatti Coba Höyüğünün Prof.J.Gastrang'ın çalışmaları sonucu kalkolitik (Bakır Taş ) devri döneminden Bizans dönemine kadar uzanan bir yerleşim yeri olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Nurdağı 'nın çeşitli bölgelerinde 20'den fazla daha önceleri Mesken olarak kullanılan; ancak bugün toprak yığınından başka bir değer taşımayan Höyükler ile bu höyüklerdeki geç Hititlere ait eşya kalıntılarının bulunması Geç Hititlerin Nurdağı bölgesinde 20'den fazla şehir kurduklarının ve medeniyet tesis ettiklerinin delili olmaktadır.
İran ve Yunan savaşları sırasında bölgemiz İran İmparatorluğunun sınırları içine girmiş Büyük İskender'in doğu seferinde bölgemiz de İslâhiye gibi Büyük İskender'in idaresine geçmiştir. Hıristiyanlığın ilk zamanlarında Cebeli Bereket dağları ilk Hıristiyanların yerleştikleri yerler olmuştur. Roma imparatorluğunun bölünmesi üzerine İslâhiye gibi, İlçemizde doğu Roma imparatorluğunun hâkimiyeti altına geçmiş ve bu suretle de Bizans İmparatorluğuna tabi olmuştur. İlçemiz sınırları içerisindeki Ukkaşiye Türbesinin olduğu tepede eskiden kalma bir kilise ve mabedin olduğu bu mabede 6 keşişin ibadet ettiği bilinmektedir. Ayrıca Hisar Köyü civarında Bizanslıların kalesi olduğu Hisar adının o kaleden dolayı bu köye isim olduğu sanılmaktadır.
İslamiyet'in gelişmesiyle II. Halife Hz Ömer ve Hz Ali'nin İslam Ordularının başkomutanlığı zamanındaki Hicri tarihin I8.senesi Roma-Bizans İmparatorluğu ile açılan uyuşmazlık üzerine Şam ve Halep Roma -Bizans imparatorluğunun elinde iken, 40 Bin kişilik bir İslam ordusu bu şehirleri fetih ettikten sonra Suriye'nin tamamını fetih ederek Kilis, Antep ve Malatya'ya kadar ilerlemek ister. İşte bu yüzden Halit Bin Velit komutasındaki ordu I0' ar bin kişilik birliklere ayrılmıştır. Bu I0' ar bin kişilik ordu birliklerinin birine de şu anda ilçemiz sınırları içerisinde türbesi bulunan Hz Ukkaşe komutan olarak tayin edilmiştir. Bu birlik ve Komutanı Antakya ve Hatay dolaylarını alarak Kırıkhan ve İslahiye'yi de aldıktan sonra türbesinin bulunduğu güzergah üzerinden Maraş ve Malatya'ya doğru ilerlemek istiyordu. Bu bölgede yapılan çetin çalışmalar sonucunda Bizanslılar Cebeli Bereket dağlarının arkasına atılmıştır. Bu dönemde İslâhiye gibi Nurdağı da Bizanslılar ile İslam Ülkeleri arasında bir sınır bölgesi durumunda kalmıştır.
Abbasi İmparatorluğunun kurulmasının ardından Abbasi Halifelerinden Seyfü'd Devlet zamanında Suriye'nin kuzey bölgesinde kalan bu yerlere avasım eyaleti adı verilmiş buralara 1071 Malazgirt Meydan Muhaberesinden sonra Sultan Alparslan'ın kumandanlarından Emir Afsin tarafından Türkistan'dan gelen muhacir Türk kabileleri yerleştirilmiştir. Böylece Anadolu'nun Türkleştirilmesi süreci ilk bu sahadan başlamıştır. Bütün Anadolu Türk hâkimiyetine geçtiği gibi bölgemizde Selçuklu hâkimiyetine geçmiştir. Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlıların hâkimiyetine giren bölgemiz, Osmanlıların son dönemine kadar birçok idari taksimata maruz kaldığı için Binboğa dağlarından inen aşiretlerin çapulculuk alanı olarak kullanıldığı bazı tarihçiler tarafından aktarılmaktadır. Mısırlı İbrahim Paşanın Suriye'nin Kuzeyini işgal etmesi ve sonradan geri çekilmesi üzerine bu bölgelerde yoğun olarak bulunan Celikanlı ve Delikanlı aşiretlerinin çekişme ve kavgaları yüzünden asayişsizlik çoğalmış Abdül Mecit zamanında Halep vilayetleri valileri olan Derviş ve Cevdet Paşalar bu bölgelerin ıslahı için görevlendirilmişlerdir. Cebeli bereket vilayeti de bu dönemde kurulmuştur. Bölgemizde İslâhiye gibi bu vilayete bağlanmıştır.1868 yılında Derviş Paşa 15 Bin kişilik bir ordu ile 15 yıl boyunca bu bölgelerin imar ve iskân işleriyle uğraşmıştır.
Buradaki araziler tapuları ile Aşiret Reislerine dağıtılmıştır. O zamanın iskân şartlarına göre Kilis-İslâhiye yolunun Güney tarafı Delikanlı, Doğu tarafı ise Celikanlı aşiretine tahsis edilmiş, Konya’dan Karaman oğullarına mensup Kösebir ve İnci oğullarından olanlarda Sakçagözü ve Hisar civarına yerleştirilmiştir. 1923 yılından sonra yine bu bölgelerde asayişsizlik baş gösterince Gaziantep'le olan birliği göz önüne alınıp 1933 yılında Gaziantep'e bağlanmıştır.